,

Medyanın İnsanları Manipüle Etmek İçin Kullandığı 5 Taktik Ve Zihin Oyunu

Dünya genelinde medyanın sürekli olarak insanları yönlendirmeye çalıştığına, onlara yalan söylediğine ve gerçekleri gizlediğine dair bir inanç vardır. İnsanlar televizyonların ve diğer medya organlarının bize sürekli yalan söylediğine ve düşüncelerimizi manipüle etmek için çabaladığına inanıyor. Peki gerçekten böyle mi? Kesin bir şey söylemek mümkün değil, ancak beynimizin bu türden oyunlara kanmaya meyilli olduğunu söylemek gerek.. İşte 5 maddede medyanın kullandığı zihin oyunları.

1. Çerçeveleme Etkisi

İyi bir çerçevelemenin anlaşılması gerçekten zordur ve dolayısıyla insanları kolaylıkla manipüle edebilir. Ortalamanın (çok)üstünde zekaya sahip ve çerçeveleme işinde ustalaşmış biri bile iyi bir çerçevelemeyi fark etmeyebilir. Öyle ki çerçeveleme ustası Nobel ödüllü Daniel Kahneman bile kendisinin yeni ve iyi bir çerçevelemeyi anlayamayacağını söylemiştir.

Çerçeveleme etkisine bir örnek vermemiz gerekirse:

600 kişilik bir şehirde ölümcül bir hastalık salgını başlaması muhtemeldir. Sizden şehrin salgınla mücadele etmesine yardımcı olacak bir strateji seçmeniz isteniyor.

A seçeneği ile 200 kişinin hayatı kurtulacaktır.

B seçeneği ile %33 ihtimal ile 600 kişinin tamamının hayatı kurtulacak, %66 ihtimal ile hiç kimsenin hayatı kurtulamayacaktır.

Bu durumda araştırmaya katılanların %72’si A şıkkını seçmiştir.

Fakat aynı seçenekler yeniden düzenlenip, çerçevelenince çok ilginç sonuçlara ulaşılmıştır.

C seçeneği ile 400 kişi ölecektir.

D seçeneği ile %33 ihtimal ile hiç kimse ölmeyecek fakat %66 ihtimal ile 600 kişinin tamamı ölecektir.

Görüldüğü üzere bu seçeneklerin sonuç olarak birbirinden hiçbir farkı yoktur, sadece ifade biçimi değiştirilmiş ve pozitif ya da negatif çerçevemeleye göre “hayatın kurtulması” ya da “ölmek” ifadeleri katılımcılarda bambaşka algılar uyandırıp bambaşka seçimler yapmasına yol açmıştır.

Bu sefer katılımcıların %78’i D seçeneğini seçmiştir.

2. Uykucu Etkisi

Uykucu etkisi, “ikna edici mesajın anında etkili olmayıp, beklenen etkinin belirli bir zaman dilimi sonunda belirmesi” şeklinde tanımlayabileceğimiz bir tür ertelenmiş ikna etkisidir. Yalan haberin ikna ve etki sürecini tam olarak tanımlayan kavram Türkçeye “Uykucu Etkisi” şeklinde tercüme edilmiştir. Kavramı Psikolog Carl Hovland ileri sürmüştür. Hovland’a göre; inandırıcılık düzeyi düşük bir kaynaktan gelen bir mesajın başlangıçta ikna etkisinin olmayabileceği, ama aradan belli bir zaman geçtikten sonra, mesajın hatırlanmasına rağmen kaynağın unutulması nedeniyle inandırıcılığının artabileceği belirtilmektedir.

Hovland’ın tezine göre, insan kendisine aktarılan bilgiyi hafızasında tutar, ama bu bilgiyi ona iletenleri zaman içinde unutur. Yani bir kişi, hiç de güvenilir olmayan, hatta yalanlarıyla kredisini yitirmiş bir kaynaktan aldığı bilgiyi hafızasında tutarken, o bilginin kaynağı hafızasından silinir. Böylece güvenilir olmayan kaynaklardan alınan bilgiler, belli bir süre sonra (uyku) hafızada “gerçek” olarak kalır.

Bu etki birçok ortamda test ediliyor ve görülüyor ki uykucu etkisi kendisini en çok, mesajın kaynağının çok güvenilmez olduğu ve kaynağı bilgiden sonra öğrendiğimiz durumlarda görülüyor. Bize bilgiyi aktaran kaynak o kadar güvenilmez olacak ki, ortamdan çıktığımız anda bilgiyi de kaynağı da unutacağız, hiç düşünmeyeceğiz, kimseyle konuşma gereği bile duymayacağız. Ancak o kaynağı öğrenmeden önce duyduğumuz bilgiyi bilinçaltında tekrar ede ede bir süre sonra ona inanmaya başlayacağız.

3. Tanımlanabilir Mağdur Etkisi

 

İnsanın bilinmeyen birden çok kişi yerine bir hedef kişiyi kurtarmak için mücadele etmeye daha meyilli olduğunu söyleyen etki teorisidir.

Dünya genelinde her gün binlerce insan kaybolmakta ve binlercesi açlıktan ölmektedir, ancak medyada bunları neredeyse hiç görmeyiz. Ancak tecavüze uğramış bir kişinin haberini günlerce medya tüm detaylarıyla verebilmektedir.

Bunun sebebi, belli bir kişiyle ilgili bir mesajın istatistik verilerden daha etkili olduğu gerçeğidir. Stalin bunu “bir kişinin ölümü trajedidir, milyonların ölümü ise istatistik.” Sözüyle çok net şekilde özetlemiştir. İnsanın, kurbanı tanıması, onun kim olduğunu bilmesi daha duygusal tepki vermesine sebep olur. Bu sadece insanlar arasında böyle değildir, hükümetler de bir grup insana yardım etmektense belirli bir kişiye yardım etmeyi daha politik bulurlar.

Bu konu ile ilgili olarak yürütülen bir deneyde, deneklere anket doldurmaları karşılığında beşer dolar ödenmiş ve bu ödemeden Afrika’daki aç çocuklar için ne kadar yardım yapacakları araştırılmış. Bir gruba Afrika’daki milyonlarca çocuğa yardım yapacak bir dernekten bahsedilerek ne kadar yardım yapmak istedikleri sorulmuş, diğer gruba ise belli bir örnek olarak Rokia isimli Afrikalı bir kız çocuğu için yardım toplanacağı söylenerek yardım istenmiştir. İlk durumda katılımcıların yaptıkları bağış kazandıkları paranın ortalama %23’ü olurken, tanımlanabilir kurban durumunda bu miktar iki katından fazla yani %48 olarak bulunmuştur.

4. Üçüncü Kişi Etkisi

İnsanlar, kendileri dışında üçüncü kişilerin medyanın verdiği mesajlara karşı daha duyarlı olduğunu ve bunlardan daha fazla etkilendiklerini düşünürler. Kişilerin başkaları üzerinde algıladıkları bu etki ile kendileri üzerinde algıladıkları etki arasındaki farka “üçüncü kişi etkisi” denir.

Bu şekilde kendimizi medyadan daha fazla etkilendiğine inandığımız insanlardan ayırmış oluruz, bu da kendimize olan güvenimizi arttırır. 1983’te Davison tarafından oluşturulan bu kurama göre üçüncü kişi etkisi yani bireyin ‘ben medyadan etkilenmem ama diğerleri yani üçüncü kişiler bayağı bayağı etkileniyor’ düşüncesi sosyal mesafeyle doğru oranda artmaktadır. Yani bu demek oluyor ki belli bir siyasi partiye oy veren bir birey aynı siyasi partiye oy veren diğer insanların da medyadan- diğer üçüncü kişilere nazaran -daha az etkilendiğine inanırken başka partiye oy veren insanların daha fazla etkilendiğine inanır. Kısacası birbirine zıt kutuplar her zaman diğer tarafın kolay etkilenebilen, daha naif bir ifadeyle ‘saf’ kişiler olduğunu düşünür.

5. Demirleme Etkisi

Demirleme (Anchoring) Etkisi insanların herhangi bir konu hakkında duyduğu ilk bilgiyi daha sonra gelişecek karar verme süreçleri içerisinden hiçbir zaman akıllarından çıkaramaması olarak tanımlanıyor. Kabaca bu etki, herhangi bir konuyla ilgili tahmin veya kararların, daha önceden bu konuyla uzaktan yakından ilgisi olmayan bir “Çapa” sonrasında değerlendirildiğinde, tahmin ve kararların anlamsızca önemli ölçüde etkilenmesidir.

Ekonomi Nobel ödülü sahibi psikolog Daniel Kahneman ve bilişsel bilimci Amos Tversky ortaya attıkları demirleme etkisini, 1974 yılında yayımlanan “judgment under uncertainty: heuristics and biases” adlı makalelerinde yer verdikleri bir deney ile gösteriyorlar:

1’den 100’e kadar olan sayıların yer aldığı bir çark çevriliyor ve daha sonra deneklerden Afrika ülkeleri tarafından hesaplanan birleşmiş milletler üyeliği yüzdesi hakkında bir tahmin yapmaları isteniyor. Bahsedilen yüzdenin çarkın işaret ettiği sayıdan yüksek mi yoksa alçak mı olduğu sorularak net bir tahminde bulunmaları bekleniyor. Bu tahminlerin sonucunda, sorulan soruyla alakasız rastgele rakamlar gösteren çarkın, deneklerin tahminlerini etkilediği görülüyor. Çarkın gösterdiği sayı 10 iken deneklerin yaptığı tahminlerin ortalaması %25, çarkın gösterdiği sayı 60 iken deneklerin yaptığı tahminlerin ortalaması %45 oluyor.

Bir başka örnekte ise yargıçlara sahte davalar sunularak, karar vermeden önce zar atmaları isteniyor, ardından attıkları zarlar ve verdikleri cezalar karşılaştırıldığında yüksek zar atanların daha uzun cezalar verdikleri görülüyor.

Medya ise bu etkiyi olayların sadece belli bir yönünü tartışarak, olaylara diğer açıdan bakmayarak kullanıyor. İnsanlara sadece düşünmelerini istedikleri bir “Çapa” veriyorlar ve kararlarını verirken bu çapanın onları etkileyeceğini düşünüyorlar. Bu durumda olayın tüm yönlerini bilmeyen ve bilinçaltına işlenmiş bir çapa ile düşünen kişi yönlendirilmiş bir karar vermek durumunda kalıyor. Mesela yeni kimyasal gübreleri avantajlarının tartışıldığı bir programda çiftçinin bu gübrelerle birkaç kat daha fazla ürün hasat edeceğinden bahsedip, gübreden ürüne oradan da insan vücuduna geçecek içerikten hiç bahsetmezseniz programı izleyen herkes gübrenin çok faydalı olduğuna inanacaktır.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Twitter’da “Bu Hayat Sizi Hiç Bilmediğiniz Bir Sokakta Kaldırıma Çöküp Ağlatmadı mı?” Sorusuna Verilen En İyi Cevaplar

Madde Madde Anlatım İle Uçakta Pilot Koltukları Neden Koyun Postu Kaplıdır