,

Hayatının Evlilik Teklifini Yapmaya Çalışan Bir Adamın İnsanı Hem Güldüren Hem Aşka Küstüren Aşk Hikayesi

26 yaşımın sonlarına doğru, aylak aylak evden işe, işten eve gidip geldiğim çok tırt bir hayatım vardı. hayatımdaki en büyük eğlence, balkona çıkıp aşağıdan geçen kızların üzerine su tabancasıyla boyalı su sıkmak ve yeni aldıkları o olağan üstü elbiselerinde leke bırakarak sinir krizi geçirmelerini sağlamaktı.. Elbette yukarı bakıp beni görmelerinden önce eğilip balkonda saklanıyordum ve bunu kimin yaptığını bulamıyorlardı, sokakta öyle sinir krizi geçiriyorlardı.

düşünsenize, ablalar avm’de saatlerce alışveriş yapmışlar, o kıyafetleri seçmek için uğraşmışlar, uğraşmışlar, uğraşmışlar ve benim gibi amele fakirin biri balkondan boyalı su atıyor, bütün elbiseler, çantalar, pantolonlar, gömlekler leke… hem de çıkmayan boya. hayat ne kadar adaletsiz değil mi? insan bir ağız tadıyla erkekleri sömürüp rahat rahat bi prenses sendromunu yaşayamıyor, hemen bir fakir amele çıkıp elbisenizi boyuyor.

neyse dostlar, işte böyle bir günde ben yine elimde su tabancası balkonda kurbanımı bekliyorum. baktım sokağın başından bir abla kaldırımda bana doğru ilerliyor. hemen erketeye yaktım, beni görmeyeceği bir açıdan nişan aldım ve hooop, bütün boyalı suyu üzerine boşaltığım gibi eğilip saklandım.abla da belli yeni almış kıyafetini, böyle mavi bir gömlek, temiz bir kot pantolon, özene bezene giyinmiş bir yere gidiyor..

oh böyle içimin yağları eridi. bir günü daha bir kadını üzerek geçirmiş olmanın haklı gururunu yaşayarak balkondan içeri geçtim, balkonun kapısı da açık, dışarıdan gelecek çığlıkları falan bekliyorum ama ses yok. ulan dedim, acaba isabet ettiremedim mi? hayır çünkü çok iyi nişan almıştım, biliyorum. merak da etmeye başladım, niye ses gelmiyor sokaktan? derken, benim kapı çaldı. hoppala.

kapıyı bir açtım ki, abla karşımda duruyor. üzerindeki kıyafetler batmış, çamur gibi olmuş, kırmızı boyalı su yapış yapış, vıcık vıcık, ilk defa bu kadar yakından görüyorum boyanın etkisini. yaptığım şeyler resmen gurur duydum.

abla da suratıma bakıyor. “eğleniyor musun arkadaşım,” diye sordu.

“evet,” dedim.

“yalnız bu elbiselerin parasını pulun geçtim, işe yetişmem lazımdı, şimdi bunları değiştirmek falan geri dönmek derken, çok geç kalacağım. işten atılırsam bana ömür boyu bakacak mısın?” diye sordu.

“ablam ben fakir adamım, yani tabi bir baş soğanı ezer, yeriz beraber ama çok lüks bir hayat olmaz herhalde,” derken abla sözümü kesti.

“lan maymun, günlerdir karşı daireden bakıyorum, bu herif su tabancasıyla karıya kıza niye su sıkıyor diye seyrediyorum seni, bari karşı komşuna yapmasaydın bu kıllığı, senin hiç mi ayarın yok ya?” diye bir güzel azarladı beni. mahçup oldum. şimdi ne yalan söyliiim. abla da güzel. böyle koyu kahve uzun saçlar, zeytin gibi iri iri gözler, pembe dudaklar, narin bir boyun, süt gibi bir ten, beyaz yanaklar.. Güzel kızlara yakından bakınca kadın düşmanlığı kadın hayranlığına dönüşebiliyor, dikkatli olmak lazım. ileride benim gibi kadın düşmanlığı kariyeri yapmak isterseniz, bu tehlikelerin farkında olun.

neyse dostlar, abla sinirle, hışımla çekti gitti. ben de mahçup oldum tabi. bizim apartmandaki her şeyi bilen yaşlıca nazmiye teyze’den bu abla hakkında bilgi aldım, kimmiş, neymiş, neciymiş, kimin nesiymiş? nazmiye teyze de bana kızı anlattı. abla 24 yaşında, üniversitede asistan bir abalaceğizciğimizmiş. ismi de Elifmiş. bekarmış.

bu nazmiye teyze de mahallenin çöpçatanı bir teyzemiz. kıza çok talip bulup kapısını çalmış, tanıştırmak istemiş, kızım gel senin yuvanı yapalım demiş ama kız, cık,demiş. istememiş. ben sevemeyeceğim, gönlümü titretmeyecek adamla evlenmem. bana zeki, akıllı, kocaman yürekli güzel seven, şefkatli, tutkulu bir adam lazım demiş. nazmiye teyze, mahalledeki beyaz eşyacının oğlunu götürmüş, yok. oto galericinin oğlunu götürmüş, cık… semtte inşaat yapan müteahhitlerin oğlullarını götürmüş istemem mahallede 5 apartmanı olan nurettin efendinin büyük oğlunu göstermiş, istemem.

Nazmiye teyze beni niye götürmedin, diye sordum. ben de bekarım, beni de götürseydin keşke?

Nazmiye teyze bana ters ters bir baktı. sen önce bir tarafına don al, evlenmek senin neyine, amale sümüğü gibi herifsin oğlum, seninle evlendirim de kızı mı yakayım? dedi.

allah belanı versin nazmiye teyze, insanın kekoluğu ve fakirliği bu kadar açık açık suratına söylenir mi?

neyse dostlar, ben nazmiye teyze’den gerekli bilgileri aldım, ertesi akşam, en karizmatik kıyafetlerimi giydim, ablanın kapısında bittim. abla açtı kapıyı… boyadığım gömleğinin ve pantolonun aynısını bulmaya çalışmıştım bütün gün. onları gösterdim.

özür dilerim, dedim. içlerinde değişim kartları var. dilersen değişim de yaparsın. ayrıca bu da aramızdaki tatsızlığı bitirmek için… bir kocaman kutu da raffaello çikolatayı uzattım. ulan hayvanoğlu hayvan, insan gider pastaneden gümüş tepsili, likörlü, mikörlü özel çikolata tepsisi yaptırır. marketten aldığın raffaello ne lan? fakirlik böyle bir şey dostlar.

neyse, ama sanırım o içtenliğim ve şapşallığım ablanın da hoşuna gitti, yaşım da daha 26 tabi, bugünkü kadar karizmatik bir adam değilim ama kaslar yine aynı kaslar, üçgen vücut, geniş omuzlar.

Elif abla, içeri girmek istemez misiniz falan diyor. ben de kendimi ağırdan satmak isteyen köylü kızı gibi nazlanmaya başladım.ablaya naz yapmaya kesin kararlıyım. yok dedim, sizi rahatsız etmiyim. ay yok valla, içeri girin, çikolataların tadına beraber bakarız falan derken, ben nasıl olduysa ablanın cazibesine kapılıp içeri girdim. kapıyı kapadığımız anda da birbirimize aşık olmuştuk zaten.

biz o akşam, ablayla efsane vakit geçirdik. sabaha kadar birbirimizin olduk, birbirimizin ruhuna aktık, birbirimizin ateşinde eridik, birbirimizin yüreğine girdik, tenlerimiz buluştu ama ruhlarımız sanki kilitlendi.. Daha önce bir kaç kız arkadaşım olmuştu ama  bu ablada başka bir şey vardı, başka bir etkilendim. beni gözleriyle, sözleriyle, dokunuşlarıyla, şefkatiyle, tutkusuyla, arzusuyla beni benden aldı.

sonraki dönemde biz bu Elif abla ile güzel bir aşk yaşadık. bazı geceler ben onda kaldım, bazı geceler o bende kaldı, çok güzel bir aşk yaşayama başladık. bir yıldan fazla bu tempoda, her gece çılgında birlikte olduğumuz bir tutku sarmalına kapıldık. bu arada tatil günlerinde geziyoruz, tozuyoruz, şehir dışına gidiyoruz, dağ manzarasına karşı oturup uzun uzun sohbet ediyoruz, kavga yok, gerginlik yok… birbirimize saygıyı kaybetmeden, gerilmeden, üzmeden, anlayış, empati ve şefkat dolu, diğer yandan da tutku ve arzu dolu bir ilişki yaşıyoruz. ruh eşi olmak bu değilse daha nedir, dostlarım? söyler misiniz, iki insanın arasında başka nasıl bir uyum olabilir ki, ruh eşi olsunlar?

işte bu gelişmeler ışığında ben bu elif abla’ya evliliği teklif etmeyi kafaya koydum. tabi ablaya yüzük almak lazım, gelinlik, düğün, ev döşe, anasına babasına kendini beğendirmek için takı listeleri al falan… imkansız bir durum.. yok yani, o fakir halimle bunların altından kalkmam mümkün değil.

ama işte salak aşık olmak bunu gerektiriyor, gözünde donun yokken bile sevdiğin kadınla evlenmeyi hayal edersin. çünkü maymunluk budur. Türkiye’de 20’lerinde salak bir erkek olmak budur.

ben de naabtım, dostlar? abla bir haftalığına Romanya’ya bir kongre’ye gitmişti. dönüşü için süper tatlı bir evlilik teklifi hazırladım… geldiği akşam koştum bunun evine… yine raffaello çikolatalardan almışım. ama birinin içine özenle tek yaş yüzüğünü sakladım. paketi de uğraşa uğraşa geri yapıştırmıştım. yüzük de çok pahalı bir şey değil. ama işte niyet önemli diye düşünüyorum.

neyse bununla karşı karşıya oturduk. biraz soğuk duruyor bana, elifcim, al bak sana raffaello aldım dedim, yüzüklü topu buna verdim, açtı, ağzın attı, çiğnemeye başlamıştı ki, yüzünün şekli değişti, ağzından çikolatayı çıkardı, böyle tükürük içinde kalmış, çamur gibi olmuş, çikolata avucunda dururken, içinde yine beyaz kremaya bulanmış yüzük duruyor ama yanında da kırık bir yarım diş var.

Elif bir dişine bakıyor, bir bana bakıyor. ben sana evlenme teklif… diyecek oldum ben senin üçüncü sınıf romantizm anlayışına tüküreyim Ferit dedi, kız öfkeyle, haklı…

ben aptalca ha… demeye çalışırken…

of Ferit ya… diye iç geçirdi bu. ya ferit, sen kimsin de ben seninle evleneyim ferit. seninle gönül eğlendirdim işte görmüyor musun? tatlı çocuksun, gezdik tozduk, eğlendik yattık kalktık hepsi bu kadardı.. senin gözünde donun yok, benimle mi evleneceksin? dedi

ama, biz birbirimize aşık olduk diye düşü… demek istedim, yine lafımı kesti.

oğlum ben Romanya’daki kongre’de İngiliz bir iş adamı ile tanıştım. adamın İtalya’da, Fransa’da, ispanya’da üç tane yazlık villası var. londra’nın merkezinde yaşıyor. adamın banka hesabımdaki milyonları geçtim, her ay kazandığı para milyon doları geçiyor. herifle bir hafta boyunca takıldık.. adam haftaya londra’ya çağırdı beni. evlenmek isteyecek benimle. o adamı bırakıp seninle mi evleneyim? bana dürüst ve samimi cevap ver ferit, dedi.

haklısın dedim. kız haklı değil mi dostlar? bence haklı.

haklıyım tabi, dedi. bir kadını aşık etmen için para lazım ferit, para!

evet, dedim. doğru söylüyosun.

abla öfkeyle konuşmaya devam ediyordu:

gezdik, dolaştık, eğlendik, bitti. hadi yürü evine naş. dişimi de kırdın salak salak romantizminle. ben şimdi bu kırık dişle nasıl gidicem londra’ya, offf ferit ya. senin aşkına tüküreyim salak herif… raffaello’nun için yüzük saklamış, ay canım ya, romantizme bak, yüzük de yüzük olsa, kaç yüz lira lan bu yüzük. üzerinde taş var mı bunun, aaa evet varmış, mikroskopta bakarsak taşı da görünüyor. salağa bak ya, gelmiş benimle evlenecekmiş, dişimi de kırdı beyinsiz…

abla kendi kendine sayıklarken ben ufak ufak evinden çıktım, kendi evime gittim. pılımı, pırtımı, eşyalarımı topladım, o akşam o şehri terk ettim.

yıllar sonra, geçen günlerde ınstagram’dan elif ablaya bir bakım dedim…

abla hala çok mutlu. çocukları olmuş, geziyorlar tozuyorlar, altlarında lüks arabalar, lüks villalarda yaşıyorlar, kocası karizma, abla güzel, yaşamları mükemmel. o mutlu olmayacak da biz mi mutlu olacağız a dostlar?

beni yendin be elif abla..

Kaynak:Ekşi Sözlük (frege)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Öğrendiğinize Asla Pişman Olmayacağınız 9 Hayat Dersi

Yaşlandığınızda Yapmadığınız İçin Pişman Olacağınız 13 Şey